Nedir.Org *
Zeus

İnisiyasyon Nedir

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
İnisiyasyon, etimolojik olarak Lâtince "initiatio"dan gelir. Türkçe'ye Fransızca'dan girmiş olup orijinali "initiation"dur. Karşılığı ise "tedris, irşat" olarak genel bir anlamı ifade etse de özel de tasavvuf ile de karşılanabilir. Gerçekte Türkçe tam anlamı "öğretme, doğru yolu gösterme ya da erginleştirme" şeklindedir. Aynı kelimeden türeyen "inisiye"; geleneksel ezoterik bilgiyi almak için talip olan kişi ve "inisiyatör" de bu bilginin aktarımını yapan kişi demektir. Daha yerli bir ağızla söylenirse inisiye müridin, inisiyatörse mürşidin karşılığıdır.

Bununla birlikte inisiyasyon tam olarak, geleneksel ezoterik bilgilerin belli şartları taşıyanlar arsından seçilenlere uygulanan bazı deneysel imtihanlar neticesinde başarılı olanlara aktarımıdır. Bu tür seçimler inisiyatörün sahip olduğu manevi nitelikleri taşıyanlar arasında yapılır; inisiyatörden öte bu manevi nitelikler, kişinin irfanı kabul edip edemeyeceğini belli eden vasıflardır. Bu niteliklere sahip kişi manevi tekamül yoluna girmek üzere kendisi bizzat inisiyasyon merkezine gidebileceği gibi bazan inisiyatör bu tür kişileri uzaktan takip eder ve belli bir noktadan sonra eğitim için yanına alabileceği gibi uzaktan da eğitebilir. Mevzu bahis vasıflara sahip kişiler belirli bazı yöntemlerle imtihan addedilen bir deneme sürecine sokulur; bunlar genelde manevi niteliklerin açığa çıkarılıp uygulanması ve nefsin kötülüklerden korunmasına dönük fiili sınavlardır. Bu imtihanlar arasında ölüm, ateş, su ve şehvet imtihanları sayılabilir. Kişi şayet bu imtihanları verir ve inisiyatör tarafından eğitilmek maksadıyla seçilirse ona artık inisiye denilir.

İkinci aşamada inisiyelere gizli sırlar öğretisi öğretilerek kişinin bilmek'le değil olmak'la sırları çözeceği gösterilir. Bununla birlikte inisiyasyon sürecinde devam eden eğitim üç ana başlık altında toplanır:
1. Yaratıcı Mutlak Güç,
2. İnsan ve Sırları,
3. Kozmoloji.

İnisiyatik Bilgi Türü


İnisiyatik bilgi, onun dışında kalan hakiki dindışı bilgiden tamamen farklı bir yapıda ve haldedir. Dindışı bilgi için belli bir öğrenim aşamasının yanında fiilen net bir yaşama dahil edilmesi zor veya dolaylıdır. Oysa inisiyatik bilgi yaşamla daima içiçe olan belli bir tahakkuk süreci gerektiren bir bilgi türüdür. Zaten dindışı bilginin algı merkezi bilinçteki rasyonal akıl diyebileceğimiz dünyevi zeka ve kavrayışken inisiyatik bilgi kişinin hakikati idrak kabiliyeti olan müdrike, intelect'tir. Zaten entelektüel kelimesinin gerçek anlamı da bu irfanı kavramış yetkin kişilere işaret eder. İntelect rasyonalite gibi zekaya dayalı olarak değil bizzat idrake dayalı olarak hakikati sezer ve sonrasında açıkça görür. İnisiyasyonun temel konusu olan Yaratıcı Mutlak Güç insanı kendi kemali üzre var ettiği için inisiye eğitim sürecinde esasen öğrenmeye değil zaten kendi gerçekliğinde mevcut olanı hatırlamaya çalışır ve insanın bu yönüyle Kainat'ı incelemesi dahi aslında kendindeki bilgiye ulaşma çabasıdır. Bunun içinde tüm gayretini kendini tanımaya vererek kıyaslamalı olarak Kozmolojide gördüğü manaların kendindeki sembollerini bir bir açığa çıkararak kendini gerçekleştirir.

İnisiyasyonun tarihteki Durumu


Bilinen en eski uygarlıklardan günümüze devam eden inisiyasyon başta Kadim Mısır'da Hermesçilik adı altında ortaya çıkmış ve Mısır dininin batıni öğretileri zaman içerisinde aktarılmıştır. Bununla birlikte Sümer, Babil, Hint, Yunan, Aztek, İnka gibi eski medeniyetlerde de çeşitli isimler altında yaşatılmıştır. İnisiyasyonun özellikle Hermesçilik adı altında Yunanistan'a girişi Batı'da yeni bir aydınlanmayı tetiklemiştir. Örneğin filozof Pisagor 22 yıl Mısır'da ve 16 yıl da Pers ülkesinde inisiyatik merkezlerde eğitimler almış sonrasında Yunanistan'a dönerek orada sonradan Pisagorculuk diye anılacak olan öğretisini yaymaya başlamıştır. Bazı kişiler Pisagor'un taşıdığı bu hikmet düşüncesinin Sokrates, Platon ve Aristo kanalıyla devam ettiğini ileri sürmektedirler ki bununla ilgili deliller de kısmen mevcuttur.

İnisiyatik bilginin avama anlatılamayacak sır nitelikli yapısı nedeniyle bu eğitimi aktaran merkezler tarih boyunca gizlilik ilkesiyle saklanmışlardır. Aksi taktirde aktarılan irfanın, dinin ezoterik yani içrek-batıni yönünü taşıması nedeniyle yanlış anlamalara ve inanç sapkınlıklarına yolaçacağı biliniyordu. Bu nedenle inisiyatik merkezler;
1. İnisiyelerin gizli seçimlerine dayalı bir yapısal genişlemeye sahip,
2. İnisiyatik öğrenimi tamamlamış inisiyelerin başkalarını yetiştirmek üzere oluşturulan hiyerarşik yapısı sayesinde öğretisi silsile ile aktarılan,
3. Öğretinin aktarımında hem kozmolojik varoluşla yapılacak olan kıyaslamalarda kolaylık sağlamaya hem de yine gizliliği devam ettirme de rol oynaması bakımıdan sembolizmin ağırlıklı olarak kullanıldığı toplumdan uzak merkezlerdir.

İnisiyasyon Resimleri

  • 8
    Hermetic İnisiyasyon 1 yıl önce

    Hermetic İnisiyasyon

    1 yıl önce | Sil Hermetizm Tefekkürü: M.Ö. 5000 ile 3000 yıllarında Türk’lerin Orta Asya’dan göçü olmuştur. Bu göçün bir kısmının Mezopotamya’ya yerleştikleri tarihlerde bir kısmı da Nil deltasına yönelmiştir. Tarih öncesi devir yaşanmakta olan Mısır’da birden tarih çağı başlamıştır. Mısır’ın eski tarihi incelendiğinde halkın Afrikalı, Arap ve Kafkas Arî kavimlerinden olmadığı, dilinin de Arapçayla ilgisi olmadığı anlaşılır. Mezarlarından çıkarılan mumyaların beyaz ırktan olduğu, sima, dil ve dini düşüncelerin eski Türklerle pek benzeştiği görüldüğünden bu halkın Orta Asya’dan göç eden Türkler’den olduğu sonucu çıkmaktadır. Mısır tanrısı Nur ilahıdır, güneşin timsalidir. Horus “hor” sözcüğünden gelmekte, hor sözcüğü Türkçe’de “nar-ı beyza” anlamını taşımaktadır. Ayrıca, Mısırlıların savaş ilahı “kurf” tur. Bunlar, Mısır dininin, Orta Asya kabileleri tarafından Nil vadisine getirildiğinin işaretleridir. Mısır’ın manevi kitapları Hermes’e aittir. Hermes’in oluşturduğu tefekkür, evrenin sırlarını aramaktır. Buna “Hermetizm” adı verilmiştir. Hermetizm ne bir din, ne de bir mesheptir. Yalnız tefekkür cemiyetidir, doğanın sırlarını araştırma yoludur. Bu yolda çalışanlar müsbet bilimlerin köklerini keşfetmişlerdir. Temel bilimlerin kökenine inilmiş, gelecek nesillere önderlik edilmiştir. Hermetik tekris sonucu bu mabette yetişenler Mısır’da devlet idaresi ve firavunluk mertebesine erişmişlerdir. Hermetizm, Şamanizmin Mısır’da oluşan en gelişmiş şeklidir.

İnisiyasyon Sunumları

  • 1
    Önizleme: 4 ay önce

    Pisagor'un inisiye edilişi (pptx-power point sunusu-slayt)

    İndir : 41_pisagor.pptx
    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    1MUĞLA ÜNİVERSİTESİMATEMATİK BÖLÜMÜProjenin Adı: PYSCHAGORASZ.ONUR ABAY0001010235

    2. Sayfa
    2

    3. Sayfa
    3

    4. Sayfa
    4

    5. Sayfa
    5

    6. Sayfa
    6Pisagoras’ın yaşamına ilişkin bilgiler bize ilkin ancak İsa’dan sonraki ilk yüzyıllara ait düşüncelerin ortamından geçerek ulaşır: Samos'lu Pisagor'un, Milattan önce 596 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. Doğumu gibi ölüm tarihi de kesin değildir. Bugünkü adıyla bilinen Sisam Adasında 596 veya 582 yılında doğmuştur. Hayatı hakkında çok az bilgiler vardır. Bu bilgilerin birçoğu da kulaktan kulağa söylentiler biçiminde gelmiştir. Fakat, önceleri doğduğu yer olan Sisam Adasında okuduğu, daha sonraları Mısır ve Babil'e giderek oralarda bilgilerini ilerlettiği ve ülkesine geri dönerek dersler verdiği söylenir. Thales, Anaximander ve Anaximenes ile çağdaştır. Heredotus'a göre Mnesarkhus'un oğluydu. PİSAGOR'un Hayatı

    7. Sayfa
    7style.visibilityppt_xppt_y

    8. Sayfa
    8En ünlü öğrencileri, izleyicileri ve yandaşları Sokrates, Demokritos, Filolaos, Hippokrates, Arkitas, Platon, Menaekhmus ve Aristoteles idi.

    9. Sayfa
    9Kendisinden önceki bilgilerin tümünü öğrenmiş ve derlemiştir. Kendisi, bir Yunan filozofu ve matematikçisidir. M.Ö. 529 Ülkesinde hüküm süren politik baskılardan kaçarak, İtalya'nın güneyindeki Kroton şehrine gelmiş ve ünlü okulunu burada açarak şöhrete kavuşmuştur. Yarı söylentilere göre felsefe okulunun kurucusudur. Bu okul aynı zamanda dini bir topluluk ve o zamanın politikasına oldukça egemendir. Yine söylentilere göre, Pisagor'un matematik, fizik, astronomi, felsefe ve müzikte getirmek istediği yenilik, buluşlar ve ışıkları hazmedemeyen bir takım siyaset ve din yobazları halkı Pisagor'a karşı ayaklandırarak okulunu ateşe vermişler, Pisagor ve öğrencileri bu okulun içinde alevler arasında M.Ö. 500 yıllarında ölmüşlerdir.

    10. Sayfa
    10Pisagoras’ın onu görenlerde büyük saygı uyandıran güzel, görkemli bir görünüşü olduğu anlatılır. Soylu tavırları, doğal bir vakarı vardı. Beyaz bir keten giysi giyer, ve belli besinleri yemekten kaçınırdı. Büyük bir konuşma ustalığı ve derin bir kavrayış gücü vardı. Dostlarını yalnızca bilgilendirmekle kalmadı, onları kişiliklerinde, karakterlerinde ve yeteneklerinde yükselten özel bir yaşam düzeninde biraraya getirdi.

    11. Sayfa
    1122 yaşındayken ona bilgisini arttırmak için Mısır’a bir yolculuk yapmasını öneren Thales’i dinleyerek kısa bir yolculuğa çıktı Gençliğinde çok iyi bir eğitim aldığı, tanrılar bilimine merakı nedeniyle Mısırda Memphis-Isis mabedindeki ezoterik Hermes okuluna kabul edildiği, Burada büyük üstat derecesindeyken, Pers istilası sonrası birçok inisiye ile birlikte Babil'e sürgüne götürüldüğü, Babilde de buraya ait gizli bilimler üzerine incelemeler yaptığı bilinmektedir. Pisagor yeryüzünün düzgün altıyüzlüden, ateşin piramitten, havanın düzgün sekizyüzlüden, suyun yirmiyüzlüden yaratıldığına inanır.

    12. Sayfa
    12

    13. Sayfa
    13

    14. Sayfa
    1456 yaşında yolculuklarından Samos’a geri dönen Pisagoras adayı karışıklık içinde buldu. Polikrates pekçok yurttaşı Samos’tan sürgüne göndermişti.. Pisagoras politika ile ilgisini kesmişti ve kentin tasarlarını gerçekleştirmek için uygun olmadığını görmeye başladı. Samos’ta bir okul kurmayı başaramayınca Güney İtalya’da Magna-Grecia’ya (Büyük Yunanistan) giderek Krotona’ya yerleşti ve orada ünlü Pisagoras felsefe, matematik ve doğabilim okulunu kurdu. Ayrıca orada politik görüşleri de Kent yönetimi tarafından benimsendi.

    15. Sayfa
    15style.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_xppt_y

    16. Sayfa
    16          O çağlarda çok tanrılı din vardı. Pisagor daha da ileri gidiyor ve "tanrı sayıdır" diyordu. Bu sayılar, 1, 2, 3..., şeklinde bugün bildiğimiz doğal sayılardı. Daha sonra, kendi kendine bir çelişkiye düştüğünü, tamsayıların hatta rasyonel sayıların bile matematiğe yetmediğini, kendi adıyla anılan Pisagor teoremiyle gördü. Buna bir süre karşı da çıktı. Fakat, sonunda bu yenilgiyi kabul etmesini de bilmiştir

    17. Sayfa
    17Pisagor'dan önce, geometride, şekillerin aralarındaki bağlılıklar gösterilmeksizin elde edilenler, görenek ve tecrübeye dayanan bir takım kurallardı. Bu nedenle, daha gelen bir yetkili ne demişse o sürüp gidiyordu. Geometride, aksiyomlar ve postülatlar her şeyden önce gelmelidir. Sonuçlar bu aksiyom ve postülatlardan yararlanılarak elde edilmelidir düşüncesini ilk bulan ve ilk uygulayan matematikçi Pisagor'dur. Matematiğe aksiyomatik düşünceyi ve ispat fikrini getiren yine Pisagor'dur. Çarpma cetvelinin bulunuşu ve geometriye uygulanması, yine Pisagor tarafından yapıldığı söylenir. En önemli buluşlarından biri de, doğadaki her şeyin matematiksel olarak açıklanması ve yorumlanması düşüncesidir. Yaşayış ve inanışı, ilimle açıklama ve yorumlamayı o getirmiştir.

    18. Sayfa
    18Pisagor cetveli veya tablosu;x0123456789100000000000001012345678910202468101214161820303691215182124273040481216202428323640505101520253035404550606121824303642485460707142128354249566370808162432404856647280909182736455463728190100102030405060708090100

    19. Sayfa
    19Matematikteki en büyük buluşlardan biridir. Hele zamanımızdan 2600 yıl önce bulunduğu göz önüne alınırsa, bundan daha büyük bir buluş düşünülemez. Pisagor'un adını 2600 yıldır andıran, onu ünlü yapan ve insanlığın varolduğu sürece de sonsuza kadar da andıracak meşhur teoremi şudur: Bir dik üçgende, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanlarının toplamı, hipotenüs üzerine kurulan karenin alanına eşittir. "Evrenin hakimi sayıdır. Sayılar evreni yönetiyor" sözleri de Pisagor'a aittir.PİSAGOR TEOREMİ

    20. Sayfa
    20Proklos, a2 + b2 = c2 eşitliğini sağlayarak Pythagorasçı üçlüler (a,b,c) oluşturmak olanağı veren formülü Pythagoras'a mal etti. Pythagorasçılar ayrıca a - b = b - c gibi aritmetik, a : b = b :c gibi geometrik, (a - b) : a= (b - c) : c gibi armonik ortalamaları inceleyip, tamsayılarla sınırlı bir oranlar kuramını da geliştirdiler. Bir karenin köşegen ve kenarının eşölçeksizliğinin, yani uzunluklarının ortak bir ölçünün tam katlarıyla ifade edilememesinin keşfi, genellikle onlara atfedilir

    21. Sayfa
    21

    22. Sayfa
    22Pisargorcuların sayılara ve şekillere verdikleri gizemci anlamlar bu kişilerin sayıları ve geometrik şekilleri yakından incelemesine de neden oldu doğal olarak. Bunlar arasında en önemlileri Pisagor Teoremi ile İrrasyonel Sayının bulunmasıdır.   Pisagor teoremi, rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun da varolduğunu gösterir. Örneğin, yukarıdaki şekilde olduğu gibi, dik kenarları birer birim olan dik üçgeni göz önüne alalım. Geometrik olarak, bu özel hal için, Pisagor teoremi gerçeklenir. Yani, büyük karenin alanı, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanları toplamıdır. Diğer bir deyimle, x2=2 olur. Bu denklemin kökü de rasyonel olmayan karekök 2 uzunluğudur

    23. Sayfa
    23Pisagor; sabah yıldızı ile akşam yıldızının aynı yıldız olduğunu anlayan ilk Yunanlıdır. Kendisinden sonra bu yıldız uzun süre Afrodit ile anıldı. Bugün bunun Venüs Gezegeni olduğunu bilyoruz. Pisagor, gerek dayandığı öğrenci kitlesi gerekse öğretisinin içerdiği temel öğeler bakımından soylulara yatkın bir felsefeciydi. Pisagor'un ölümünden 10 yıl kadar önce, Güney İtalya'da demokratların egemenlik kurmasıyla Pisagor ve Pisagorculuk yaygın bir şekilde kovuşturmaya uğradı. Pisagor'un kendisi de Crotona'dan sürüldü. Pisagorculuk da felsefecinin ölümünden sonra yalnızca yüzyıl kadar daha yaşadı ve tarih sahnesinden silindi gitti. Ancak Pisagor'un öğretisi ve fikirleri çağımıza kadar felsefe dünyasını etkiledi:

    24. Sayfa
    24Daha sonra İskenderiye’de Pisagorcu etki altında çok ünlü bir okul kuruldu. En ünlü bilginler Öklid, Ptolemi, Menelaus, ve Nikomakhus idi.

    25. Sayfa
    25Kurduğu enstitüde inisiye edilen tüm kardeşler sadece Ezoterik doktrin ile sınırlı kalmayarak, dönemin fizik, dini ve siyasi tüm bilimlerini öğreniyorlardı. Bu tür eğitim tarzı, bilim çağının başlaması için ilk adımı oluşturdu ve yüzyıllar sonra İtalya'da Rönesans'ın doğmasını sağladı.

    26. Sayfa
    26Pisagor, enstitüye girmek isteyen adayları çok uzun süre, bazen yıllarca gözetim altında tuttuktan sonra, aralarından ancak layık olduklarına inandıklarını alırdı. Enstitünün girişinde Hermes'in bir heykeli bulunmaktaydı ve kaidesinde, "inanmayan uzak dursun" yazıyordu. Enstitüye girmeye layık olduklarına inanılanlar bazı denemelere tabi tutuluyordu. Bu sınavlar, Mısır'daki inisiyasyon sınavlarını andırsa da, bunların çok daha yumuşatılmış şekilleriydi. Mesela aday tek başına gecelemek üzere bir mağaraya bırakılıyor, bunu reddedenler veya mağaradan kaçanlar enstitüye kabul edilmiyordu.Pisagor'un Enstitüsüne girişi aşamalıydı

    27. Sayfa
    27Bir sonraki sınavda adaya, hiç tanımadığı bir Pisagor sembolü gösteriliyor ve bunun hakkında yorum yapması isteniyordu. "Bir dairenin içindeki üçgen neyi anlatır" ya da, "....sayısının anlamı nedir?" gibi. Adaya, bu soruların cevaplarını hazırlaması için 12 saat verilir, bu arada da aç ve susuz bırakılırdı.

    28. Sayfa
    28Üçüncü ve en zor sınav, adayın gururunun ve benliğinin, enstitüye daha önce kabul edilmiş çıraklar tarafından kırılması sınavıydı. Bu sınavda adayla alay edilir, küçültücü sözler söylenir, kızdırılırdı. Aday, kendisine hakim olmayı başarmak zorundaydı. Aksine davranır ve öfkelenir, ağlar veya terbiyesizce cevaplar vermeye başlarsa, kendisini uzaktan izleyen Pisagor tarafından derhal kovulurdu. Bu yöntem, son derece kişilikli ve olumlu insanları okula kazandırmış olmasına rağmen, enstitünün yıkılış sebebini de oluşturdu. Enstitüye kabul edilmeyen ve bu arada gururu da kırılan adaylar Pisagor'a ve müritlerine düşman kesildiler. Enstitünün yıkılmasına ve Pisagor ile yüzlerce yandaşının öldürülmesine neden olan olayların hazırlayıcılarının başında, işte bunlardan birisi, Silon yer aldı.

    29. Sayfa
    29Pisagor'un sayılarıSayılar evrene hükmeder" diyen Pisagor, bu ifade ile, Tanrının sayıları özellikle bir prototip semboller dizisi olarak ortaya koyduğunu bu nedenle sayıların her birinin karakterleri olan birer simge durumunda bulunduğunu belirtirdi. Pisagor sayıları, bir, iki, üç, vs. şeklinde değil, kendi karakterleri ile, "Monad", "Diad", "Triad" diye ifade ederdi.

    30. Sayfa
    30Pisagor'a göre 1 sayısı "Monad" dı, yani tekti. Hiçbir benzeri olmayan önsüz-sonsuz yaşamı, tüm varlıkların bünyesinde çıktığı eril ateşi, Tanrının kendisini simgelerdi. Sembolü bir nokta idi ve Yüce Varlığın yanısıra, İlahi Aklın, yani Hikmetin de simgesiydi. Hikmeti sayesinde kendisinden dışarı bir şeyler veren ancak bu sırada hiç değişmeyen ve değişmez niteliğiyle eril olan Monad, Tanrı ile birlikte, onun yeryüzündeki tezahürü olan insanın da sembolüydü. Diğer bir deyişle Monad, hem Makro kozmosu, hem de Mikro kozmosu bünyesinde barındırıyordu. 1

    31. Sayfa
    311'den sonra gelen 2 sayısı evrende varolan dualiteyi gösteriyordu. Bölünmez öz ile bölünebilir cevher; hayatı bahşeden aktif eril prensip ile hayatın oluşumunu sağlayan pasif dişil prensip; Osiris ile İsis. Bir çizgi ile sembolleştirilen 2 "Diyad"dı, hikmetten doğan fikirdi. Doğurgandı ve bu vastfıyla dişildi. Hayatı içinde barındıran suydu. Tanrının dişil yönünün ifadesiydi.2

    32. Sayfa
    32Monad ve Diyad'ın birleşiminden ortaya çıkan 3 sayısı, yani "Triad", hikmetten çıkan fikirle oluşan eserdi. Osiris ve İsis'in oğlu Horus'du. Sembolü bir üçgendi ve yaşam skalasının tüm yasalarını ve özellikle de Yeniden Doğuş yasasını içinde barındıran anahtardı.

    33. Sayfa
    33Mikro kozmosun yegane hedefinin Makro kozmos ile birleşmek olduğunu söyleyen Pisagor, "bu ancak inisiyatik eğitimle, kişinin kendisini olgunlaştırması ile mümkün olur. Bunun için bir ömür yetmeyebilir. Ama ruh, hedefine ulaşmak için ne kadar gerekiyorsa, o kadar yeniden bedenlenecektir" diyordu.

    34. Sayfa
    34.Pisagoras’ın kavramsal düşüncenin gelişimine katkısı varlık ilkesini duyusal-tasarımsal bir kurgudan (su, hava vb.) kavrama daha yakın bir kapıya, ‘sayı’ya yükseltmesinde yatar. Arı kavramsal ilkeyi ileri sürmenin onuru ve değeri daha sonra gelecek olan Eleatikleri beklemektedir.

    35. Sayfa
    35Babil'de bulunduğu sırada bir kez Hindistan'a, bir kez de Kudüs'e seyahat eden Pisagor Hindistan'da Kadim "Rama" dininin öğretilerini savunan "Gimnosophistler"le, Kudüs'te de Kabbalacılarla temas kurdu. Mistik sayı tekniğinin Kabbala'daki yorumunu da inceleyen Pisagor Babil'de 12 yıl kaldı. Daha sonra, Babil okulundan kardeşi olan, kralın özel doktoru Demodes adlı bir inisiyenin özel girişimleri ile kraldan özgürlüğünü elde etti ve ülkesinden ayrıldıktan 34 yıl sonra Yunanistan'a döndü.

    36. Sayfa
    36Pisagor'un inisiye edilişiMısır'ın, Babil kralı Kambiz tarafından işgalinden sonra Pisagor, diğer birçok Menfis'li rahiple birlikte Babil'e götürüldü. Esir olarak getirilen bu rahipler, yozlaşmış olmasına rağmen asırlardır varlığını sürdüren Babil okulu için de taze kan oluşturdular. Diğer rahiplerle birlikte Babil okuluna kabul edilen Pisagor burada, hem bu okulun farklılaşmış öğretilerini hem de Babil'in Persler tarafından işgali sırasında resmi din olarak kabul edilmiş bulunan Zerdüşt dinini inceleme fırsatı buldu.

    37. Sayfa
    37Pisagor , Delf mabedinde inisiye edilerek, Ezoterik doktrin dünyasına ilk adımını attı. Orfeik öğretiyi tamamiyle öğrenen Pisagor bununla yetinmedi ve sırlar öğretisini aynı Orfe gibi, kaynağından öğrenmeye karar verdi. Genç yaşta Menfis'e giden ve Ezoterik doktrin hakkında bilgisinin zaten var olduğu Mısırlı rahiplerce görülen Pisagor'un Osiris kardeşlik örgütüne kabulü de kolay oldu. Burada 22 yıl kalan ve Osiris dininin en gizli sırlarını da öğrenen Pisagor'un dikkatini özellikle sayıların Ezoterik kullanımı çekti. Pisagor, ileride oluşturacağı sistemin öğrencilerince daha iyi anlaşılması için bu yöntemi kullanmaya karar verdi. Kurduğu enstitüde inisiye edilen tüm kardeşler sadece Ezoterik doktrin ile sınırlı kalmayarak, dönemin fizik, dini ve siyasi tüm bilimlerini öğreniyorlardı. Bu tür eğitim tarzı, bilim çağının başlaması için ilk adımı oluşturdu ve yüzyıllar sonra İtalya'da Rönesans'ın doğmasını sağladı.

    38. Sayfa
    38Sınavlardan geçen ve yapılan özel bir törenle kardeşliğe alınan adaya, acemi ya da çırak anlamına gelen "Novice" unvanı verilirdi. Novice dönemi, kişinin yeteneğine bağlı olmak üzere, en az iki en çok beş yılla sınırlandırılmıştı. Novice'lerden beklenen şey hiç konuşmamaları, soru sormamaları, tartışmaya girmemeleri ve sadece derslerini sükunet içinde dinlemeleriydi. Bundan amaç, öğrencinin sezgi yeteneğini geliştirmekti. Görünen alemin üstünde bir başka görünmez alem olduğu gibi soyut bir fikrin sadece sezgi ile algılanabileceğini söyleyen Pisagor, çıraklarından önce Tanrının varlığını sezmelerini sonra da onu sevmelerini isterdi.

    39. Sayfa
    39Tüm evrenin sevgi üzerine kurulu olduğunu belirten Pisagor, sevgiyi öğrenmenin ilk adımının aile içinde, anne-baba sevgisi ile başladığını, babanın Tanrının eril, annenin de dişil ifadeleri olduklarını öğretirdi. Pisagor'a göre, bu ikisinden doğan insan, Tanrının yer yüzündeki temsilcisiydi. Pisagor ayrıca Novice'lerden ikişerli gruplar oluşturmalarını ve her iki Novice'in birbirlerini çok iyi tanımalarını, dost olmalarını isterdi. Dostluğun, karşılıksız sevginin en mükemmel ifadelerinden olduğunu öğrenen Novice'e, "Dost bir başka sensin. O ve sen aslında birsiniz" şeklinde özetlenebilecek Ezoterik yorum öğretilirdi.

    40. Sayfa
    40Novice'lerden ayrıca, üstatlarına sonsuz itaat ve bağlılık göstermeleri, disiplinli davranmaları, sağlık kurallarına uymaları ve devamlı temiz olmaları istenirdi. Ruhun arındırılması amacında olan Pisagor müritleri, ruhla beraber bedenin de temiz olması gereğine inanır ve bazen günde birkaç kez yıkanırlardı. Müritlerin bedenleri gibi giysileri de tertemizdi ve saflığın sembolü olan beyaz renkteydi. Ezoterik inanışlarını Pisagorculuktan alan İsmaili tarikatı müritlerinin ve onların Hıristiyan dünyasındaki devamı niteliğinde olan Templier Şovalyeleri'nin giysileri de, aynı Pisagorcular gibi beyazdı.

    41. Sayfa
    41Novice'e öğretilen son şey, tüm tanrıları bir ve tek olarak mütalaa etmesiydi. Öğretinin bünyesinde önemli bir yer tutan hoşgörü sayesinde tüm dini inançların hoş görülmesi gerektiğini öğrenen Novice, aslında tüm tanrıların bir ve tek olduğunu, tüm dini çabaların da bu tek Tanrıya ulaşmak için olduğunu görürdü.

    42. Sayfa
    42Pythagorasçı aritmetik, aynı birim kümeleriyle özdeşleştirilen ve noktaların bir araya gelmesiyle simgelenen tamsayılarla sınırlıdır. Bu simgesel sayılar, üçgen, dörtgen, beşgen vb. sayılar ve kendilerine denk düşen geometrik dağılımın biçimine göre çokdüzlemli sayılar olarak sınıflandırılıyorlardı. Aritmetrikleri görseldi, şu anlamda ki sayıların biçimi, özellikleri konusunda bilgi veriyordu. M.Ö. V. yy'da Pythagorasçılar, Öklid'in genel bir kuramını ortaya koyduğu yetkin sayılar (çarpanlarının toplamına eşit olan sayılar, öreneğin 6 ve 28) ve dost sayılar (birinin çarpanlarının toplamı ötekine eşit olan sayı çiftleri, örneğin 284 ve 220) gibi özel sayı tiplerini incelediler.

İnisiyasyon Videoları

  • 5
    1 yıl önce

    İnisiyasyon Nedir

İnisiyasyon Soru & Cevap

  • 2

    4 ay önce

    Soru : Bu eğitimler günümüzde varmıdır.

İnisiyasyon Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Yazı İşlemleri
İlgili Yazılar
01 | İnisiyasyon
02 | Tasavvuf
03 | Tedrisat
04 | Tedris
05 | İrşat
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz

Birşey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin